009: TEVBE

1: Allah ve Rasulünden, antlaşma yaptığınız o müşriklere bir muafiyettir.

2: Yeryüzünde 4 ay[1] dolaşın[2] ve bilin ki siz Allah’tan kaçabilecek değilsiniz. Allah, kafirleri rezil edecek.

3: Hacc-ı ekber gününde[3], Allah ve Rasulünden bütün insanlara bir duyurudur. Allah ve Rasulu, müşriklerden uzaktır. Tövbe etmeniz sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz bilin ki, Allah’tan kaçabilecek değilsiniz. İnkar edenleri, elim bir azab ile müjdele!

4: Ancak müşriklerle antlaşma yapmış olduğunuz, sonra da antlaşmalarında bir şey eksiltmeyen[4] ve size karşı hiç kimseye arkaya çıkmayanlar hariç onların antlaşmalarını, müddetlerine kadar tamamlayın. Allah, sakınanları sever.

5: Haram aylar çıktığında tüm gözetleme yerlerinde onlar için pusuya yatın, onları kuşatın, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde müşrikleri öldürün.[5] Ama tevbe ederler, namazı kılıp zekatı da verirlerse, yollarını açın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

6: Müşriklerden biri senden sığınma isterse, Allah’ın kelamını işitsin diye onu koruma altına al.[6] Sonra onu güvenli bir yere ulaştır. Bu, bilmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır.

7: Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınızın dışında, müşriklerin Allah’ın ve rasulunun yanında nasıl bir ahdi olabilir? Onlar size doğru oldukları sürece siz de onlara doğru olun. Allah, sakınanları sever.

8: Onlar size ne zaman üstün olsa, sizinle ilgili ne bir anlaşma ne de hakkaniyet gözetir. Onlar, kalpleriyle reddederken ağızlarıyla sizi razı eder. Onların çoğu yoldan çıkmıştır.

9: Onlar Allah’ın ayetlerini az bir bedel karşılığında sattılar ve Allah’ın yolundan uzaklaştırdılar. Onların yaptıkları ne kötüdür.

10: Onlar, bir mümin hakkında ne bir anlaşma ne de hakkaniyet gözetir. İşte onlar saldırgan olanlardır.

11: Ama tevbe ederler, namazı kılarlar ve zekatı da verirlerse, dinde sizin kardeşlerinizdir. Biz idrak eden bir toplum için ayetleri ayrıntılı açıklıyoruz.

12: Eğer onlar antlaşmadan sonra yeminlerini bozar ve dininize saldırırlarsa vazgeçmeleri için küfrün önderleriyle savaşın.[7] Çünkü onların yeminleri yoktur.

13: Yeminlerini bozan ve rasulu çıkarmaya kalkışan ve sizinle savaşı ilk olarak kendileri başlatan[8] topluluğa karşı savaşmayacak mısınız? Onlardan korkuyor musunuz? Eğer müminseniz, kendinden korkmanıza layık olan Allah’tır.

14-15: Onlarla savaşın ki Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rezil etsin; onlara karşı sizi galip kılsın ve mümin topluluğun suduruna şifa versin ve müminlerin kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah dileyen kimsenin tevbesini kabul eder. Çünkü Allah Alimdir, Hakimdir.

16: Yoksa siz, Allah sizden mücadele edenler ile Allah’tan, rasulunden ve müminlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

17: Kendi küfürlerine karşı kendileri şahit olan müşrikler, Allah’ın mescitlerine hizmet edemez. Onların işleri boşa çıkmıştır. Onlar, ateşte ölümsüz olarak kalacaklar.

18: Allah’ın mescitlerine ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler hizmet edebilir. Doğru yolda olanlardan olmayı onlar umut edebilir.

19: Siz hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram’ı imar etmeyi, Allah’a ve ahiret gününe iman edip Allah yolunda mücadele eden kimselerle eşit gibi mi sayıyorsunuz? Oysa onlar Allah katında eşit değiller. Allah o zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

20: İman edip hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla mücadele edenlerin Allah katındaki dereceleri daha üstündür. İşte onlar kazananlardır.

21-22: Rableri onlara kendinden rahmet olarak rıza ve içinde kalıcı nimetler bulunan, orada sonsuza kadar ölümsüz olacakları cennetler müjdeler. Büyük mükafat Allah’ın katındadır.

23: Ey iman edenler! Küfrü imana karşı daha sevimli buluyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin. Sizden onları dost edinen kimseler zalimdir.

24: De ki “Babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, çabayla edindiğiniz mallar, durgunlaşmasından korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, rasulunden ve Allah yolunda mücadele etmekten sevgili ise Allah, emrini verinceye kadar bekleyin!” Allah yoldan çıkan toplumu doğru yola iletmez.

25: Allah birçok yerde ve Huneyn gününde size yardım etti. O vakit çokluğunuz hoşunuza gitti fakat size hiçbir şey kazandırmadı. Yeryüzü geniş olmasına karşılık size dar geldi. Sonunda mağlup olarak kaçıp gittiniz.

26: Sonra Allah, rasulune ve müminlere güven indirdi. Allah sizin görmediğiniz ordular da indirdi ve inkar edenleri cezalandırdı. Kafirlerin cezası budur.

27: Bunun ardından Allah, dileyenin tevbesini kabul eder. Allah bağışlayandır, merhametlidir.

28: Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Yoksullaşmaktan korkarsanız Allah dilerse, sizi kendi lütfu ile zengin eder. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

29: Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve rasulunun haram kıldığını haram saymayan ve gerçek dini din benimsemeyen kişilerle, zelil olarak elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.[9]

30: Yahudiler “Uzeyr Allah’ın oğludur.” dedi; Hıristiyanlar da “Mesih Allah’ın oğludur. dedi. Bu, daha önce inkar edenlerin sözlerine benzetip onların ağızlarıyla söyledikleridir. Allah, onlara lanet etti. Nasıl da kandırılıyorlar.

31: Onlar, Allah’ın yanı sıra hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i Rabbler edindi. Oysa onlar ancak tek İlah’a kulluk etmekle emrolundu. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.

32: Onlar, ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek ister. Oysa kafirler hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlamaktan vazgeçmez.

33: Müşrikler hoşlanmasa da bütün dinlere üstün kılmak için, rasulunu bir rehber ve gerçek din ile gönderen Allah’tır.

34: Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin birçoğu insanların mallarını haksızca yer ve Allah yolundan engeller. Ayrıca altın ve gümüşü biriktirip onları Allah yolunda infak etmeyenleri elim bir azab ile müjdele!

35: Onların cehennem ateşinde kızdırılacağı ve alınlarının, yanlarının ve sırtlarının dağlanacağı gün, bu kendiniz için biriktirdiklerinizdir, artık biriktirdiğiniz şeyleri tadın.

36: Allah’ın katında ayların sayısı on ikidir. Gökleri ve yeri yarattığı gün Allah’ın yasasında, o aylardan dördü haramdır. İşte doğru din budur. Bu aylarda, kendinize zulmetmeyin. Müşrikler nasıl sizinle hep beraber savaşıyorsa siz de onlarla hep beraber savaşın. Allah’ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin.

37: Haram ayları ertelemek[10] ancak küfürde ileri gitmektir. Onu, ancak inkar edenler saptırır.[11] Allah’ın haram kıldığı sayıyla uyum sağlamak için haram ayı bir yıl helal sayıp bir yıl haram sayarak Allah’ın haram kıldığını helal kılarlar. Yaptıklarının kötülüğü kendilerine güzel gösterildi. Allah kafirler toplumunu doğru yola ulaştırmaz.

38: Ey iman edenler! Size neden “Allah yolunda savaşa çıkın!” denildiği zaman yere çakılıyorsunuz. Ahirete karşılık dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının keyfi, ahirete nazaran pek azdır.

39: Savaşa çıkmazsanız, Allah sizi elim bir azapla cezalandırır ve sizden başka bir toplumu yerinize geçirir. Siz Allah’a hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeye gücü yetendir.

40: Siz ona yardım etmezseniz, inkar edenler onu, iki kişiden biri olarak çıkardıklarında Allah ona yardım etmişti. O vakit ikisi mağaradaydı. Rasul, arkadaşına “Üzülme, Allah bizimledir.” diyordu. Bunun üzerine Allah ona güven duygusu indirdi ve onu sizin görmediğiniz bir ordu ile desteklemişti. İnkar edenlerin sözünü alçalttı. Allah’ın sözü ise yüce olandır. Allah Azizdir, doğru hüküm verendir.

41: Kolay da olsa zor da olsa savaşa çıkın. Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla mücadele edin. Bilirseniz bu sizin için hayırlı olandır.

42: Yakın bir menfaat ve kolay bir yolculuk olsaydı mutlaka peşini bırakmazlardı. Fakat kendilerine zorlu geldi. Onlar “Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle birlikte çıkardık.” diye Allah’a yemin edecekler. Onlar kendilerini helak ediyor. Allah onların yalancı olduklarını bilir.

43: Allah seni affetsin. Doğru söyleyenler sana belli olup, yalancıları bilinceye kadar onlara niçin izin verdin?

44: Allah’a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla mücadele etmek için senden izin istemez. Allah sakınanları bilir.

45: Senden izin isteyenler ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp, kuşkuları içinde gidip gelenlerdir.

46: Onlar savaşa çıkmak isteseydi elbette bunun için araç gereç hazırlardı. Fakat Allah onların gönderilmesini istemedi ve onları geri bıraktırdı. Onlara “Oturanlarla birlikte oturun!” denildi.

47: Onlar aranızda savaşa çıksalardı, size fesattan başka katkıları olmazdı. Sizi fitneye düşürmek için aranıza sokulurlardı. İçinizde, onlara kulak verenler de var. Allah zalimleri bilir.

48: Onlar daha önce de fitne çıkarmak istedi ve sana karşı işler çevirdi. Sonunda gerçek geldi ve onlar istemese de Allah’ın emri üstün geldi.

49: Onlardan kimisi “Bana izin ver, beni fitneye düşürme!” der. Dikkat edin! Onlar zaten fitneye düşmüştür. Cehennem ise kafirleri kuşatacak.

50: Sana bir iyilik gelse onlar kötü olur. Sana bir musibet gelirse “Biz daha önce önlemimizi almışız.” der ve sevinerek dönüp giderler.

51: De ki “Bize ancak Allah’ın yazdığı ulaşır. O bizim mevlamızdır. Müminler yalnızca Allah’ı vekil edinsin.

52: De ki “Siz bizim için sadece iki güzellikten birini bekliyorsunuz. Biz de Allah’ın kendi katından veya bizim elimizle size bir ceza vermesini bekliyoruz. Bekleyin. Biz de sizinle birlikte bekliyoruz.”

53: De ki “İsteyerek veya istemeyerek infak edin, sizden asla kabul edilmeyecek. Çünkü siz yoldan çıkan bir toplum oldunuz.”

54: İnfaklarının kabul edilmesini engelleyen şey; onların Allah’ı ve rasulune nankörlük etmeleri, namaza üşenerek gelmeleri ve istemeyerek infak etmeleridir.

55: Münafıkların ne malları ne de çocukları seni şaşırtmasın. Allah dünya hayatında bunlarla onları cezalandırmayı ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.

56: Münafıklar, sizden olduklarına dair Allah’a yemin eder. Oysa onlar sizden değiller. Üstelik onlar korkan bir toplumdur.

57: Sığınacak bir yer veya mağara veya girilecek bir delik bulsalar, kaçarak ona dönerler.

58: Onlardan kimisi sadakalarla ilgili seni suçlar. Sadakalardan onlara verilirse razı olur ama verilmezse hemen kızarlar.

59: Onlar Allah’ın ve Elçisinin kendilerine verdiğine razı olup “Allah bize yeter; Allah ve elçisi lütfundan bize verecektir. Biz yalnızca Allah’a yöneliriz.” demeliydi.

60: Sadakalar Allah’tan farz olarak sadece fakirler, yoksullar, sadaka için çalışanlar, kalpleri ısındırılacak olanlar, köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar, yolda kalmışlar içindir. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

61: Onlardan kimisi “O bir kulaktır.” diyerek nebiyi incitir. De ki “O, sizin için hayrın kulağıdır. O Allah’a inanır, müminlere güven verir. O sizden iman edenler için bir rahmettir. Allah’ın rasuluna eziyet edenler için elim bir azap vardır.”

62: Sizi razı etmek için huzurunuzda Allah’a yemin ederler. Oysa onlar müminse, Allah ve rasulunu razı etmeleri uygundur.

63: Allah’a ve rasulune karşı gelenler kendileri için, içinde ölümsüz olacağı cehennem ateşi olduğunu öğrenmedi mi? İşte bu büyük rezilliktir.

64: O münafıklar, kendileri için kalplerinde olanı bildirecek bir surenin indirilmesinden çekinir. De ki “Siz alay edin. Allah endişelendiğiniz şeyi ortaya çıkaracak.”

65: Münafıklara sorarsan, elbette “Biz sadece lakırdı edip şaka yapıyorduk” der. De ki “Allah, O’nun ayetleri ve rasulu ile mi alay ediyorsunuz?”

66: Özür dilemeyin. Siz iman ettikten sonra inkar ettiniz. Sizden bir grubu bağışlasak da günahkar olmaları nedeniyle bir gruba da azap edeceğiz.

67: Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir. Onlar kötülüğü tavsiye eder iyilikten alıkoyar ve ellerini sıkı tutar.[12] Onlar Allah’ı terk etti. Allah da onları terk etti. Çünkü münafıklar yoldan çıkmıştır.

68-69: Allah münafık erkekleri, münafık kadınları ve kafirleri içinde ölümsüz olacakları cehennem ateşiyle tehdit eder. Cehennem onlara yeter. Sizden öncekiler gibi, Allah onlara lanet etti ve onlar için sürekli bir azap olacak. Onlar sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlatça daha çoktu. Onlar paylarından yararlandı. Siz de öncekilerin paylarından yararlandıkları gibi siz de payınızdan yararlandınız ve lakırdı edenler gibi siz de lakırdı ettiniz. Onların işleri dünyada ve ahirette boşa gitti. İşte onlar kaybedenlerdir.

70: Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad’ın, Semud’un, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altüst olanların haberi gelmedi mi? Rasulleri onlara apaçık deliller ile gelmişti. Allah onlara zulmetmedi fakat onlar kendilerine zulmetti.

71: Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostudur. Müminler iyiliği tavsiye eder, kötülükten sakındırır, namazı kılar, zekatı verir, Allah’a ve rasulune itaat eder. İşte Allah onlara merhamet edecek. Allah Azizdir, doğru hüküm verendir.

72: Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara içinde ölümsüz olacakları, aralarından ırmaklar akan cennetler ve adn cennetlerinde güzel meskenler vadetti. Allah’ın rızası ise en büyüktür. Büyük kurtuluş işte budur.

73: “Ey nebi! Kafirlerle ve münafıklarla cihad et, onlara sert davran. Onların barınağı cehennemdir. Ne kötü sondur.

74: Münafıklar söylemedikleri şey için Allah’a yemin ediyor. Oysa küfür sözünü söylediler. İslam olduktan sonra inkar ettiler. Ulaşamayacakları bir şeye yeltendiler. Öfke duymaları ancak Allah ve Rasulünün kendi fazlından iman edenleri zengin etmiş olmasındandır. Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Eğer yüz çevirirlerse, Allah dünyada ve ahirette onları elim bir azap ile cezalandıracak. Onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.

75: Münafıklardan kimi de “Allah lütfundan bize verirse mutlaka sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız.” diye Allah’a vaad etti.

76: Fakat Allah münafıklara lütfundan verdiğinde cimrilik ettiler ve yüz çevirerek döndüler.

77: Allah’a verdikleri vaadden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı[13], Allah ile karşılaşacakları güne kadar onların kalbine ikiyüzlülüğü yerleştirmiştir.

78: Münafıklar Allah’ın, onların sırrını da fısıltılarını da bildiğini anlamadı mı? Çünkü Allah bilinmeyenleri bilir.

79: Sadakalarla ilgili müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştiren kimseler onlarla alay etti. Allah da onlarla alay edecek. Onlar için elim bir azap olacak.

80: Onlar için af dile veya dileme, onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları affetmeyecek. Bu, onların Allah’ı ve rasulunu inkar etmeleri nedeniyledir. Allah yoldan çıkanların toplumunu doğru yola iletmez.

81-82: Allah’ın rasulunun aksine geride bırakılanlar, oturmalarına sevindiler ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda mücadele etmekten hoşlanmadılar. “Bu sıcakta sefere çıkmayın.” dediler. Akıl ederseler de ki “Cehennem ateşi daha sıcaktır.” Artık kazandıklarının karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

83: Allah seni onlardan bir grubun yanına döndürür ve onlar da savaşa çıkmak için senden izin isterse de ki “Benimle birlikte asla savaşa çıkmayacak ve düşmanla savaşmayacaksınız. Çünkü siz birinci kez oturmaya razı oldunuz. O halde geri kalanlarla birlikte oturun.”

84: Münafıklardan ölen biri için asla dua etme ve kabrinin yanında durma. Çünkü onlar Allah’ı ve elçisini inkar ettiler ve yoldan çıkmış olarak öldüler.

85: Münafıkların ne malları ne de çocukları seni şaşırtmasın. Allah dünya hayatında bunlarla onları cezalandırmayı ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.

86: “Allah’a inanın ve O’nun rasuluyla beraber cihat edin” diye bir sure indirildiği zaman, içlerinden güç sahibi olanlar senden izin istedi ve “Bizi bırak, oturanlarla beraber olalım” dedi.

87: Münafıklar, geride kalanlarla beraber olmaya razı oldu. Kalpleri mühürlendi, artık onlar idrak edemez.

88: Fakat rasul ve onunla birlikte iman edenler mallarıyla, canlarıyla mücadele etti. Her hayr onlarındır. İşte onlar başaranlardır.

89: Allah onlara içinde ölümsüz olacakları, aralarından ırmaklar akan cennetler hazırlayacak. Büyük kurtuluş budur.

90: Araplardan özür beyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldi. Allah’a ve Rasulüne yalan söyleyenler ise oturdu. Onlardan inkar edenlere yakında elim bir azap dokunacak.

91: Allah ve rasulune karşı samimi olduklarında zayıflara, hastalara ve infak edecek bir şey bulamayanlara günah yoktur. Güzel davrananların kınanması için hiçbir sebep yoktur. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

92: Kendilerine binek sağlaman için sana geldiklerinde sen de “Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum.” dediğinde, infak edecek hiçbir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözyaşı dökerek dönen kişilere de günah yoktur.

93: Ancak zengin iken senden izin isteyenlerin kınanması için sebep var. Onlar geride kalanlarla birlikte olmaya razı oldu. Allah da onların kalplerini mühürledi artık idrak edemezler.

94: Onlara geri döndüğünüz zaman sizden özür dileyecekler. De ki “Özür dilemeyin! Size inanmayacağız. Çünkü Allah haberlerinizi bize bildirdi. Allah da rasulu de yaptıklarınızı görecek. Sonra da görüneni de görünmeyeni de bilen Allah’a döndürüleceksiniz ve Allah yaptıklarınızı size bildirecek.

95: Onların yanına döndüğünüzde, kendilerinden yüz çevirdiğiniz için Allah’a yemin edecekler. Artık onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının cezası olarak onların barınağı cehennemdir.

96: Onlar, kendilerinden razı olmanız için size yemin eder. Siz onlardan razı olsanız bile Allah o yoldan çıkanlar toplumundan razı olmaz.

97: Araplar küfürde ve münafıklıkta katıdır. Araplar Allah’ın, rasulune indirdiği sınırları tanımamaya yatkındır. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

98: Araplardan kimisi infak ettiğini kayıp kabul eder ve sizin başınıza felaketler gelmesini bekler. Kötülük kendilerini çevirecek. Allah duyandır, bilendir.

99: Araplardan kimisi de Allah’a ve ahiret gününe iman eder. İnfak ettiğini Allah katında yakınlaşmaya ve rasulun duasını almaya vesile kabul eder. Dikkat edin! İnfak, onlar için bir yakınlıktır. Allah onları merhametine koyacak. Çünkü Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

100: Allah, muhacirlerden öncü ilkler ve ensar ile onları güzelce takip edenlerden razı, onlar da Allah’tan razı olmuştur. Allah onlara içinde sonsuza kadar ölümsüz olacakları, aralarından ırmaklar akan cennetler hazırlayacak. İşte bu, büyük kurtuluştur.

101: Araplardan ve Medine halkından çevrenizde olan bir kısım münafıklar, ikiyüzlülüğe devam eder. Sen onları bilemezsin, onları biz biliriz. Onlara iki kez cezalandıracağız. Sonra onlar büyük bir azaba konulacak.

102: Diğerleri ise günahlarını itiraf etti, iyi ameli diğer kötü amelle karıştırdı. Allah, onların tevbesini kabul etmeyi vaad eder. Çünkü Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

103: Onların mallarından sadaka al. Sadaka ile onları temizler ve arındırırsın. Onlara dua et. Çünkü senin duan onlara güven verir. Allah duyandır, bilendir.

104: Onlar, kullarının tevbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu idrak edemedi mi? Allah tevbeleri çok kabul edendir, Rahimdir.

105: De ki “Yapın! Yaptıklarınızı Allah, rasulu ve müminler görecek. Sonra görüneni de görünmeyeni de bilen Allah’a döndürüleceksiniz. Allah da size yapmış olduklarınızı bildirecek.

106: Diğerleriyse Allah’ın emri ile ertelenmiştir. Allah onları ya cezalandırır ya da tevbelerini kabul eder. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

107: Zarar vermek, inkar etmek, müminlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah’a ve rasulu ile savaşmış olan kişileri beklemek için mescit edinenler, “Biz iyilikten başka bir şey istemedik.” diye yemin eder. Oysa Allah onların yalancı olduklarına şahittir.

108: Asla o mescidde namaza[14] durma. İlk günden takva ile kurulan mescitte namaza durman doğrudur. O mescitte arınmayı seven kişiler var. Allah arınanları sever.

109: Binasını Allah’a karşı takva ve Allah’ın rızası üzerine kuran kimse mi yoksa yapısını yıkılacak bir uçurumun kenarına kurup, onunla birlikte cehennem ateşine göçen kimse mi hayırlıdır? Allah zalimler toplumunu doğru yola ulaştırmaz.

110: Yaptıkları bina ancak kalpleri parçalandığında, yüreklerine bir kuşku olmayı bırakacaktır. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

111: Allah, Allah yolunda savaşan, öldüren ve öldürülen müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine ait olan cennet karşılığında satın almıştır. Bu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah’ın gerçek vaadidir. Sözünde Allah’tan daha vefalı olan kimdir? Allah ile yapmış olduğunuz alışverişinizden dolayı sevinin. Büyük kurtuluş budur.

112: Tevbe eden, kulluk eden, hamd eden, seyahat eden, ruku eden, secde eden, iyiliği tavsiye edip, kötülükten sakındıran, Allah’ın hudutlarını koruyan o müminleri müjdele.

113: Nebi ve iman edenler, onların ateş halkı oldukları beyan olduktan sonra yakın akrabaları olsa bile müşrikler için bağışlama isteyemez.

114: İbrahim’in babası için mağfiret istemesi sadece babasına verdiği bir vaatti. Ama onun, Allah’a düşman olduğu kendisine beyan olduğu zaman ondan uzaklaştı. Kuşkusuz İbrahim, içten yalvaran ve yumuşak huylu biriydi.

115: Allah doğru yola ulaştırmışken, sakınacakları şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar bir toplumu sapkınlık içinde bırakmaz. Allah her şeyi bilendir.

116: Göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah’a aittir. Allah hayat verir ve öldürür. Sizin için Allah’tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur.

117: İçlerinden bir grubun neredeyse kalplerinin saptığı şeyden sonra nebinin, zorluk zamanında onun peşinden giden muhacirlerin ve ensarın tevbesini Allah kabul etti. Evet Allah onların tevbelerini kabul etti. Çünkü Allah, onlara karşı şefkatlidir, merhametlidir.

118: Yeryüzü, genişliğine rağmen geri bırakılan üç kişiyi bunaltmıştı. Kendilerini öyle bunaltmıştı ki Allah’tan başka sığınak olmadığını anladılar. Pişman oldukları için Allah tevbelerini kabul etti. Muhakkak ki Allah, tevbeleri çok kabul edendir, merhamet edendir.

119: Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve doğru olanlarla birlikte olun.

120: Medine halkı ve Araplardan çevresindeki kimseler, Allah’ın elçisinden geri kalmaz ve kendi canlarını onun canına tercih etmez. Bu, onların Allah yolunda çektikleri susuzluk, zahmet, açlık, kafirleri öfkelendirecek bir adım atmaları ve düşmana karşı zafer kazanmaları karşılığında kendilerine salih bir amel yazılması nedeniyledir. Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez.

121: Allah’ın, onların yaptıklarını en güzeli ile mükafatlandırması için, küçük büyük yaptıkları harcama ve aştıkları vadi mutlaka onlara yazılır.

122: Müminlerin toptan savaşa gitmeleri doğru değildir. Her topluluktan bir grup dini kavramak ve geri döndüklerinde toplumlarını sakınsınlar diye uyarmak için ayrılsın.

123: Ey iman edenler! Kafirlerden size hükmedenlerle savaşın ve onlar sizde bir sertlik bulsun! Allah sakınanlarla beraberdir.

124: Bir sure indirildiği zaman içlerinden kimi “Bu, hanginizin imanını artırdı?” der. Ama o, iman edenler sevinirken onların imanını artırır.

125: Ama o indirilen sure, kalplerinde hastalık bulunanların pisliklerine pislik katar ve kafir olarak ölürler.

126: Münafıklar her yıl bir veya iki kez imtihan edildiklerini görmüyor mu? Üstelik ne tevbe ediyor ne de öğüt alıyorlar.

127: Bir sure indirildiği zaman “Sizi kimse görüyor mu?” diye birbirlerine bakıp sonra da dönüp giderler. İdrak etmeyen bir topluluk olmaları nedeniyle Allah onların kalplerini çevirmiştir.

128: İçinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen bir rasul geldi. O rasul size düşkün, müminlere karşı şefkatlidir, merhametlidir.

129: Yüz çevirirlerse de ki “Bana Allah yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben sadece Allah’ı vekil seçtim. O yüce arşın Rabbidir.”

 

[1] Haram ayların sayısı 4 tam aydır. Yani bir kısmı bu ayda olup kalan kısmı diğerine sarkamaz. Bu haram ayların 5 aya yayılması demek olur ki mümkün değildir.

[2] Çünkü araya haram aylar girecektir. Bu aylarda karşıdan saldırı olmazsa saldırılmaz. Allah bu hükmü tazelemektedir.

[3] Allah rasulu, anlaşma yaptıkları müşriklere 4 ay süre verdiğine göre bu süre, o bahsedilen 4 ayın ilk günü başlamalıdır. Eğer bu sürenin başlangıcı haram ayların ilk günü değil de Zilhicce ayının 10. günü olursa; haram günlerin sonuncusu, sonraki aya sarkacak ve toplamda haram günler 5 aya dağılmış olacaktır. Fakat Allah, Tevbe-36: “Allah’ın katında ayların sayısı on ikidir. Gökleri ve yeryüzünü yarattığı zaman Allah’ın yasasında, aylardan dördü haramdır. İşte doğru din budur.”  ayetinin beyanı ile haram ayların sayısını 4 ile sınırladığı için bu mümkün değildir. Yani haram aylar hem tam ay hem de kesintisiz olmak zorundadır. Tevbe-1-2. ayetlerdeki müşriklere muafiyet tanınmasının Tevbe-3. ayette Hac ile ilişkilendirilmesi, Haccın yapılmasına fırsat vermek için haram bir ayda yapıldığının göstergesidir. Bu haram ay, tarihi kaynaklarda Zilhicce olarak bahsedilmiştir. Bu durumda “Zilhicce” ilk ay olursa diğer haram aylar; Zilhicce’yi kesintisiz takip eden “Muharrem, Safer ve Rebiulevvel” ayları olmalıdır. Bu aylar, diyanetin ve ehli sünnetin kabul ettiği hac aylarından farklıdır. Kur’an bu haram ayların farklı olduğu bilgisini bize vermiştir. Bu bilgiyi Bakara-194. ayetten görürüz;

Bakara-194:Her haram ay, her haram aya karşılıktır. Dokunulmazlıklar da karşılıklıdır. Kim size saldırırsa, siz de ona aynen size saldırdığı gibi saldırın, Allah’tan sakının ve Allah’ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin.” 194. ayette bir mukayese söz konusudur. Ayette yer alan haram ayların ve dokunulmazlıkların karşılıklı olduğu cümleleri bize, birbiri ile karşılaştırılan 2 farklı haram aylardan bahsedildiği bilgisini verir. Ayet bize, müslümanlara bildirilmiş olan haram aylar ile Arap cahiliyesinin kabul ettiği haram ayların birbirinden farklı olduğunu, iki tarafın da bu farklı haram aylara ve dokunulmazlıklara karşılıklı riayet etmesi gerektiğini, eğer onlar dikkat etmeyip de saldırırlarsa müslümanların da aynı şekilde cevap vermeleri gerektiğini bildirmektedir. Cahiliye devri Araplarına göre haram aylar; Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Receb ayları iken, Müslümanlar için harama aylar; Zilhicce, Muharrem, Safer, Rebiulevvel aylarıdır. Gördüğünüz üzere Hacc-ı Ekber’in neyi kastettiği de kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Tevbe-3. ayete göre “Hacc-ı Ekber, haram ayların başlangıcı olan Zilhicce ayının ilk günüdür. Ancak 4 haram ay içerisinde herhangi bir zamanda hacc görevinin yapılabileceği anlaşılmaktadır.

[4] Yani anlaşma şartlarına uyarak ihlal etmeyenler.

[5] Kasıtla yanlış anlaşılan ayetlerden birisidir. Bulunduğu yerde öldürülecek olan müşrikler, hayatını devam ettiren sıradan müşrikler değil müslümanlarla silahlı savaş yapan müşriklerdir. Tevbe-1-2. ayetlerde, haram ayların başlaması nedeniyle silahlı savaşa ara verilmiş, haram aylar bitince savaşa devam edileceği beyan edilmiştir.

[6] Savaşta teslim olana can güvenliği sağlamak, İslam savaş hukukunun ilkelerinden biridir.

[7] Kastedilen silahlı savaştır ama şarta bağlanmıştır. Silahlı savaş için, yapılmış bir anlaşmanın  bozulması ve dine saldırma şartı aranır. Bu şartlar gerçekleşmeden sadece kafir veya müşrik diye savaş açılmaz.

[8] Silahlı savaşa başlamak için, ilk saldırı karşı taraftan gelmelidir.

[9] Bu ayette savaş halinde olmayla ilgili ayettir, savaş başlatmakla ilgili değil.

[10] Erteleme yani “nesi”; haram aylar arasına, olmayan bir ay ekleyerek, sonraki haram ayları bir ay ötelemek ve istedikleri zamana denk getirmek olan bu uygulama, gördüğünüz üzere küfürde ileri gitmek olarak tanımlanmıştır. Nesi küfürde ileri gitmek olarak tanımlanmışsa, haram ayları birbirinden ayırmak ve haram ayların isimlerini de değiştirmekte bu ayetin hükmüne dahil olmalıdır. Çünkü diğer 2 ay helalken haram, diğer 2 ay da haramken helal kabul edilmiştir. Çünkü diyanete göre haram aylar; Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Recep aylarıdır. Ama Kur’anda haram aylar; Zilhicce, Muharrem, Safer ve Rebiulevvel aylarıdır.

[11] Ayet metnindeki kelime “yudallu” yani “saptırılmak” olarak okunsa da “saptırmak” anlamında “yudillu” olarakta okunabilir. İki kelimenin yazılışı aynı sadece üstün-esre farkı vardır. Çünkü haram ayların yerini değiştirerek ancak inkar edenler saptırır.

[12] Ellerini sıkı tutmak, cimrilik etmek demektir.

[13] Kalplerine ikiyüzlülük yerleştirilmesi, yaptıklarının sebebi değil sonucudur.

[14] Kur’anda namaz için istisnasız “ikame” fiili kullanılır. Namaz(es-salat) ismi ayet metninde geçmez fakat mescit ile birlikte bu fiilin kullanılması doğrudan namazı kasteder.