1: Elif. Lam. Ra. Bunlar, apaçık Kitabın ayetleridir.
2: Akıl etmeniz için onu açık[1] bir mucize[2] olarak indirdik.
3: Biz sana bu Kur’anı vahyetmemizle, kıssaların en güzelini sana anlatıyoruz. Oysa sen bundan önce habersiz olanlardandın.
4-5-6: Yusuf, babasına “Ey Babacığım! Ben on bir gezegeni, güneşi ve ayı gördüm. Onları benim için secde ederken gördüm.” dediği vakit babası dedi ki “Ey yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma sonra sana bir tuzak kurarlar! Çünkü şeytan, insana apaçık bir düşmandır. Böylece Rabbin seni seçecek ve sana olayların bilgisinin bir kısmını öğretecek. Daha önceki ataların İbrahim ve İshak’a nimetini tamamladığı gibi sana ve Yakup soyuna da nimetini tamamlayacak. Şüphesiz ki Rabbin bilendir, doğru hüküm verendir.”
7: Yusuf ve Yusuf’un kardeşlerinde, isteyenler için dersler vardır.
8-9-10: Kardeşleri “Yusuf ile Yusuf’un kardeşi[3] babamıza bizden daha sevgilidir. Oysa biz de bir grubuz. Babamız apaçık bir şaşkınlık içinde. Yusuf’u öldürün veya onu uzak bir yere atın, babanızın ilgisi size kalsın. Ondan sonra da iyi kişiler olursunuz!” dedikleri vakit içlerinden bir sözcü dedi ki “Yusuf’u öldürmeyin. Eğer yapacaksanız, Yusuf’u o kuyunun dibine atın, kervanlardan biri onu bulup alsın.”
11-12: Kardeşler dedi ki “Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Oysa biz onun iyiliğini istiyoruz. Yarın onu bizimle birlikte gönder, yer içer ve oynar. Biz de onu koruruz.”
13: Babaları dedi ki “Onu götürmeniz beni üzer. Siz habersizken, onu bir kurdun yemesinden korkarım.”
14: Kardeşler dedi ki “Biz bir topluluk iken onu bir kurt yerse, o zaman biz de kaybetmiş oluruz.”
15: Yusuf’u götürüp o kuyunun dibine atmaya karar verdikleri zaman, Yusuf’a vahyettik ki “Onlar farkına varmadan, sen onların bu işlerini kendilerine bildireceksin.”
16-17: Kardeşleri akşamleyin ağlayarak babalarına geldi. Dediler ki “Ey babamız! Biz gittik. Yusuf’u eşyamızın yanında bırakıp yarışıyorduk. Fakat onu kurt yemiş! Biz doğru söylesek de sen bize inanmayacaksın.”
18: Yusuf’un gömleğini üzerinde sahte bir kan ile getirdiler. Babaları dedi ki “Hayır! Nefisleriniz sizi bir işe sürüklemiş. Ben güzelce sabredeceğim. Anlattığınız şeye karşılık yardımı istenecek olan Allah’tır.”
19: Bir kervan geldi ve sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıttı. Dedi ki “Müjde! Bu bir oğlan çocuğu[4]!” Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah onların yaptıklarını bilendir.
20: Onu düşük bir değere, sayılı birkaç dirheme sattılar. Zaten onlar Yusuf’u istemiyordu.
21: Mısır’da onu satın alan kişi, hanımına dedi ki “Ona bak, ikram et. Belki bize yararı olur veya onu evlat ediniriz.” Böylece biz Yusuf’a o ülkede güç kazandırdık. Ona olayların bilgisini öğrettik. Allah işinde üstündür fakat insanların çoğu idrak etmez.
22: Yusuf yetişkinlik çağına ulaştığında ona hüküm ve ilim verdik. Güzel davrananları biz böyle ödüllendiririz.
23: Yusuf’un evindeki kadın, ondan yararlanmak istedi, kapıları kilitledi ve “Gelsene!” dedi. Yusuf dedi ki “Allah’a sığınırım! O benim efendimdir, o bana güzel baktı.” Muhakkak ki zalimler başaramaz.
24: Kadın Yusuf’u, Yusuf da kadını istemişti. Yusuf Rabbinin delilini gördü. Biz de böylece kötülük ve çirkinliği ondan uzaklaştırdık. Çünkü o, samimi kullarımızdandı.
25: İkisi de kapıya koştular ve kadın Yusuf’un gömleğini arkadan boylamasına yırttı. Kapının yanında kadının kocasıyla karşılaştılar. Kadın dedi ki “Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezası ancak hapsedilmesi veya elim bir azaptır.”
26-27: Yusuf “O benden yararlanmak istedi.” dedi. Kadının tarafından bir şahit şahitlik etti. “Eğer Yusuf’un gömleği önden parçalanmışsa, kadın doğru söylemiştir, Yusuf ise yalancılardandır. Ama eğer Yusuf’un gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir, Yusuf ise doğru söyleyenlerdendir.”
28-29: Kocası, Yusuf’un gömleğinin arkadan parçalanmış olduğunu gördüğü zaman karısına dedi ki “Bu, sizin[5] tuzağınız. Sizin tuzağınız gerçekten de büyük. Yusuf, sen bundan[6] yüz çevir, sen[7] de günahından dolayı bağışlanma iste. Çünkü sen günahkarlardan oldun.”
30: Şehirdeki kadınlar dedi ki “Aziz’in hanımı genç kölesinden yararlanmak istemiş. Onu aşk çarpmış. Doğrusu biz, onu apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz.”
31: Kadın onların tuzaklarını[8] duyduğu zaman onlara elçi gönderdi. Onlar için dayanacak yastıklar hazırladı ve onlardan her birine bir bıçak verdi. Kadın, Yusuf’a “Onların karşılarına çık” dedi. Kadınlar Yusuf’u gördüğü zaman ona hayran kalınca ellerini kestiler. Dediler ki “Allah korusun. Bu, bir beşer olamaz. Bu ancak değerli bir melektir.”
32: Kadın dedi ki “İşte hakkında beni kınadığınız kişi. Ben ondan yararlanmak istedim ama o direndi. Eğer kendisine emredeceğimi yapmazsa[9] hapsedilecek ve aşağılanmışlardan olacak”
33: Yusuf dedi ki “Rabbim! Hapis bana, bunların benden istediklerinden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum!”
34: Rabbi Yusuf’a karşılık verdi ve kadınların tuzağını ondan uzaklaştırdı. Doğrusu Allah duyandır, bilendir.
35: Delilleri gördükten sonra yine de Yusuf’u bir süreye kadar hapse atmaları onlara makul göründü.
36: Yusuf’la birlikte hapse iki delikanlı daha girdi. Onlardan biri dedi ki “Ben rüyamda kendimi içki suyu çıkardığımı gördüm.” Diğeri de dedi ki “Ben de rüyamda başımın üzerinde kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bunun açıklamasını bize bildir. Çünkü biz seni güzel davrananlardan görüyoruz.”
37-38-39: Yusuf dedi ki “Size rızık olarak verilen yemek geldiğinde, açıklamasını size önceden bildirmiş olurum. Bu ikisi Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir. Ben Allah’a ve ahirete iman etmeyen kafir kavmin dinini terk ettim. Atalarım İbrahim, İshak ve Yakup’un dinine tabi oldum. Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız mümkün değildir. Bu, Allah’ın bize ve insanlara olan lütfundandır. Fakat insanların çoğu şükretmez. Ey iki hapis arkadaşım! Ayrı ayrı rabler mi hayırlı yoksa kahhar tek bir Allah mı?
40: Allah’ın peşi sıra taptıklarınız, haklarında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın sadece adlandırdığınız isimlerdir. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. Allah sadece kendisine tapmanızı emreder. İşte doğru din budur fakat insanların çoğu idrak etmez.
41: Ey hapis arkadaşım! Biriniz efendisine içki verecek, diğeri ise asılacak ve kuşlar onun başından yiyecekler. Açıklama istediğiniz işte, hüküm verilmiş.”
42: Yusuf, o ikisinden kurtulacağını bildiği kişiye dedi ki “Efendinin yanında beni an.” Fakat şeytan ona, efendisine anmayı unutturdu. Bu yüzden Yusuf birkaç sene daha hapiste kaldı.
43: Hükümdar dedi ki “Ben rüyada yedi zayıf ineğin yediği yedi semiz inek ile yedi yeşil başak ve diğer başakları da kuru görüyorum. Ey yöneticiler! Rüya yorumluyorsanız, benim rüyamı hakkındaki fikrinizi söyleyin.”;
44: Onlar dedi ki “Bunlar karmakarışık düşlerdir.[10] Biz, bu düşlerin açıklamasını bilmiyoruz.”
45: İki kişiden kurtulmuş olan bir süre sonra Yusuf’u hatırladı. “Ben size onun açıklamasını bildiririm, beni gönderin[11].” dedi.
46: “Yusuf, ey doğru sözlü kişi! Yedi zayıf ineğin yediği yedi besili inek ile yedi yeşil başak ve diğerleri kuru olan başaklar hakkında bize fikrini bildir ki öğrenmeleri için insanlara döneyim.”
47-48-49: Yusuf dedi ki “Yedi sene adet üzere ekin ekin. Yiyeceklerinizden az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakınız. Onun ardından koruduklarınızdan az bir miktar hariç, biriktirdiklerinizi yiyecek yedi şiddetli yıl gelecek. Sonra onun ardından bir yıl gelecek. O yıldaysa insanlara yağmur yağdırılacak ve ürün alacaklar.”
50: Hükümdar “Yusufu bana getirin!” dedi. Rasul[12] geldiğinde Yusuf dedi ki “Rabbine[13] dön ve ona sor, ellerini kesen kadınların maksadı neydi? Çünkü benim Rabbim[14] onların tuzaklarını bilir.”
51: Hükümdar kadınlara dedi ki “Yusuf’tan yararlanmak istediğiniz zaman amacınız neydi?” Kadınlar dedi ki “Haşa! Allah için, biz onun hiçbir kötülüğünü bilmiyoruz.” Aziz’in hanımı ise dedi ki “Artık gerçek ortaya çıktı. Ben ondan yararlanmak istedim. Doğrusu Yusuf, doğru söyleyenlerdendir.”
52-53: Yusuf “Bu, yokluğunda azize hainlik etmediğimi[15] bilmesi içindir. Çünkü Allah hainlerin tuzağını muvaffak etmez. “Nefsimi suçsuz çıkarmıyorum. Çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, her nefs kötülüğü emreder. Rabbim bağışlayandır, merhamet edendir.”
54: Hükümdar dedi ki “Yusuf’u bana getirin, onu kendim için seçmek isterim.” Yusuf’la konuşunca dedi ki “Bugün sen yanımızda makam sahibisin, güvenilirsin” dedi.
55: Yusuf dedi ki “Beni ülkenin hazinelerine ata! Ben koruyucu ve bilgiliyim.”
56: Böylece Yusuf’a ülkede güç kazandırdık. Ülkede dilediği yerde kalırdı. Biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi ulaştırır ve güzel davrananların mükafatını zayi etmeyiz.
57: Ahiret ödülü ise iman edip sakınanlar için hayırlıdır.
58: Yusuf’un kardeşleri geldi ve onun huzuruna girdiler. Yusuf onları tanıdı ama onlar Yusuf’u tanımadı.
59: Yusuf kardeşlerinin yüklerini hazırlatınca dedi ki “Babanızda olan kardeşinizi de getirin! Görüyorsunuz ki ben tahıl ölçüsünü tam yaparım ve misafirperverlerin en iyisiyim.
60: Onu bana getirmezseniz, artık benden size ne bir ölçek tahıl alabilir ne de bana yaklaşabilirsiniz.
61: Kardeşleri dedi ki “Onu babasından istemeye çalışacağız, bunu mutlaka yapacağız.”
62: Yusuf kendi hizmetçilerine dedi ki “Fark etmeleri ve geri dönmeleri için sermayelerini[16], eşyalarının içine koyun.”
63: Babalarına döndükleri zaman dediler ki “Ey babamız! Ölçekle tahıl bize yasaklandı. Kardeşimizi bizimle birlikte gönder, tahıl alalım. Biz onu mutlaka koruyacağız.”
64: Yakup dedi ki “Bunun için size, ancak daha önce kardeşi için güvendiğim kadar güvenirim. Allah en hayırlı koruyandır. Allah, merhametlilerin en merhametlisidir
65: Mallarını açtıkları zaman sermayelerinin kendilerine geri gönderildiğini gördüler. Dediler ki “Ey babamız! Daha ne isteriz. Bu sermayemiz bize geri gönderilmiş. Ailemize yiyecek alırız, kardeşimizi korur ve bir deve ölçek tahılı da fazladan alırız. Bu, az bir ölçek tahıldır.”
66: Babaları dedi ki “Kuşatılmanız hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah için bana sağlam söz verinceye kadar onu sizinle birlikte göndermem!” Ona söz verdiklerinde babaları dedi ki “Allah, söylediklerimize vekildir[17].”
67: Ey oğullarım! Şehre tek kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin! Allah’a karşı sizi hiçbir şeyden koruyamam. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. Ben yalnızca O’nu vekil edindim. Vekil edinenler yalnız Allah’ı vekil edinsin.”
68: Babalarının kendilerine emrettiği yerden girdiler. Ancak Yakup’un içindeki bu isteği buyurması, onları Allah’a karşı hiçbir şeyden korumazdı. Yakub, biz kendisine bildirdiğimiz için bilgi sahibiydi. Fakat insanların çoğu idrak etmez.
69: Kardeşleri Yusuf’un huzuruna girdiklerinde, Yusuf kardeşini ağırladı. Yusuf “Ben senin kardeşinim. Onların yapmış olduklarından dolayı kederlenme!” dedi.
70: Yusuf onların yükünü hazırlattığında bir su kabını kardeşinin eşyalarının içine koydu. Sonra bir seslenici “Ey kervan! Siz hırsızsınız!” diye seslendi.
71: Yusuf’un kardeşleri onlara dönerek “Ne kaybettiniz?” dedi.
72: Onlar “Hükümdarın ölçü kabını kaybettik. Onu getirene bir deve yükü var, ben buna kefilim” dedi.
73: Kardeşleri dedi ki “Allah’a yemin olsun ki bizim bu yere bozgunculuk yapmak için gelmediğimizi siz de biliyorsunuz. Biz hırsız da değiliz.”
74: “Eğer yalancıysanız bunun cezası nedir?” diye sordular.
75: Kardeşleri dedi ki “Ölçü tası, yükünde bulunan kimse cezalandırılır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız.”
76: Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin heybesinden önce onların heybelerine öncelik verdi. Sonra da ölçü kabını kardeşinin heybesinden çıkardı. Yusuf için böyle bir çare öğrettik. Allah’ın dilemesi hariç hükümdarın kanununa göre kardeşini alamazdı. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her ilim sahibinin üzerinde bir bilen vardır
77: Kardeşleri dedi ki “O çaldıysa, daha önce onun kardeşi de çalmıştı.” Yusuf onu içinde sakladı ve kardeşlerine aşikar etmedi. Dedi ki “Siz daha kötü durumdasınız! Allah sizin yakıştırmanızı daha iyi bilendir.”
78: Kardeşleri dedi ki “Ey aziz! Onun güçsüz, yaşlı bir babası var. Onun yerine birimizi al. Biz seni güzel davrananlardan görüyoruz.”
79: Yusuf dedi ki “Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan Allah’a sığınırız. O zaman biz zalim oluruz!”
80-81-82: Kardeşleri ondan ümitlerini kesince, ayrılıp gizlice konuştular. Kardeşlerin büyüğü dedi ki “Babanızın sizden Allah için sağlam söz aldığını, daha önce de Yusuf hakkında aşırıya gittiğinizi bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah benim için hükmedinceye kadar bu yerden ayrılmayacağım. Allah hükmedenlerin en hayırlısıdır. Babanıza dönün ve deyin ki “Ey babamız! Oğlun hırsızlık yapmış. Biz sadece bildiğimize şahitlik ettik. Biz gaybın muhafızları da değiliz. İçinde bulunduğumuz şehre ve döndüğümüz kervana sor! Biz doğru söylüyoruz.
83: Babaları dedi ki “Hayır! Nefisleriniz sizi bir işe sürüklemiş. Artık ben güzelce sabredeceğim. Allah, onların hepsini bana getirmeyi vaad etti. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
84: Yakub onlardan yüz çevirdi ve dedi ki “Kederim, Yusuf için” dedi. Kederini içine atarak üzüntüden gözüne ak indi.
85: Oğulları dedi ki “Allah’a yemin olsun, sen hala Yusuf’u anıp duruyorsun. Sonunda ya perişan olacak ya da helak olanlardan olacaksın!”
86-87: Babaları “Ben acımı ve hüznümü yalnızca Allah’a arz ediyorum. Ben sizin bilemeyeceğiniz şeyleri Allah tarafından biliyorum. Ey yavrularım! Gidin de Yusuf ile kardeşi hakkında bilgi toplayın! Allah’ın merhametinden ümit kesmeyin! Ancak kafirler toplumu Allah’ın merhametinden ümit keser.”
88: Kardeşleri Yusuf’un huzuruna girdiklerinde dediler ki “Ey aziz! Bize ve ailemizi zarar dokundu. Biz az bir sermaye ile geldik. Tahıl ölçeğini bize tam olarak ver. Bize bağışta bulun! Çünkü Allah bağışta bulunanları ödüllendirir.”
89: Yusuf dedi ki “Siz cahilken Yusuf’a ve kardeşine yaptıklarınızı hatırlıyor musunuz?”
90: Kardeşleri dedi ki “Sen gerçekten Yusuf musun?” Yusuf dedi ki “Ben Yusuf’um, bu da kardeşim. Allah bize lütfetti. Çünkü kim sakınır ve sabrederse, Allah güzel davrananların mükafatını ziyan etmez.”
91: Kardeşleri dedi ki “Allah’a yemin olsun, Allah seni bize üstün kılmış. Biz ise günah işlemişiz.”
92: Yusuf dedi ki “Bugün siz azarlanacak değilsiniz. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.
93: Şu gömleğimi götürün ve onu babamın yüzüne koyun, görmesi gerçekleşsin. Bütün ailenizi de bana getirin!”
94: Kervan ayrıldığı zaman babaları dedi ki “Bunak olduğumu iddia etmezseniz ben Yusuf’un kokusunu alıyorum![18]”
95: Onlar da “Allah’a yemin olsun, sen hala eski şaşkınlığın içindesin.” dedi.
96: Müjdeci gelip gömleği babasının yüzüne bıraktığı zaman, onun görmesi geri geldi. Babası dedi ki “Ben size ‘Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim dememiş miydim!”
97: Oğulları dedi ki “Ey babamız! Bizim için günahlarımızın bağışlanmasını iste! Çünkü biz hata ettik.”
98: Yakub dedi ki “Sizin için Rabbimden bağışlanma isteyeceğim. Çünkü Allah bağışlayandır, merhamet edendir.”
99: Yusuf’un huzuruna girdikleri zaman o, anne babasını ağırladı ve “Allah’ın izni ile güven içinde Mısır’a girin” dedi.
100-101: Yusuf anne babasını taht ile onurlandırdı. Allah[19] için secdeye kapandılar. Yusuf dedi ki “Ey babacığım! Bu, daha önceki rüyanın açıklamasıdır. Elbette Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, Rabbim beni hapisten çıkararak ve sizi çölden getirerek bana lütfetti. Rabbim dilediğini lütfeder. Allah bilendir, doğru hüküm verendir. Rabbim! Bana otorite verdin ve bana olayların açıklamasını öğrettin. Göklerin ve yeryüzünün yoktan yaratanı, sen dünyada da ahirette de benim yardımcımsın. Beni müslüman olarak vefat ettir ve beni iyilerin arasına kat.
102: Bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Onlar tuzak kurarak, işlerine karar verdikleri vakit sen onların yanında değildin.
103: Sen istesen de insanların çoğu iman etmez.
104: Sen buna karşılık onlardan herhangi bir ücret de istemiyorsun. Kur’an, alemler için sadece bir öğüttür.
105: Onlar, göklerde ve yerdeki nice deliller yanlarından geçip giderken yine de onlardan yüz çevirir.
106: Onların çoğu ortak koşarak Allah’a iman eder.
107: Onlar, Allah’ın azabından bir felaketin kendilerini kuşatarak gelmesinden veya onlar farkında değilken o Saat’in kendilerine ansızın gelmesinden güvende midir?
108: De ki “Bu, benim yolum. Allah’a çağırıyorum. Ben ve bana uyanlar kanıt üzerindedir. Allah kusursuzdur. Ben de ortak koşanlardan değilim.”
109: Biz senden önce de bazı şehirlerin halkına, kendilerine vahyettiğimiz kişiler gönderdik. Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmak için yeryüzünde dolaşmadılar mı? Ahiret yurdu sakınanlar için hayırlı olandır. Akıl etmeyecek misiniz?
110: Sonunda rasuller ümitlerini yitirip, kendilerinin yalanlandıklarından emin olduklarında onlara yardımımız geldi ve dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Azabımız, günahkar toplumdan geri çevrilmez.
111: İdrak sahipleri için onların kıssalarında ibret vardır. Kur’an uydurulacak bir söz değildir. Bununla birlikte Kur’an öncekinin yerine gelen[20], her şeyi detaylı açıklayan ve inanan toplum için rahmet ve rehberdir.
[1] Arabiyyen, “açık” anlamına sahiptir.
[2] Ayet metninde “kuran” yazmaktadır. Bu kitabımız olan “El-Kur’an” değildir. Yunus-15 ve Rad-31. ayetlerin açıklamalarına okuyunuz. Kuran;” ayet” ve “mucize” anlamlarına sahiptir.
[3] Bu ifadelerden anlıyoruz ki Yusuf ve kardeşi, aynı baba ama farklı annelerdendir. 64. Ayet de bu şekilde anlamamıza destek olmaktadır. Yusuf-64: “Yakup dedi ki “Bunun için size, ancak daha önce kardeşi için güvendiğim kadar güvenirim.”
[4] Ayet metninde yer alan “gulam” ve çoğulu “gılman” olan kelime “küçük oğlan çocuğu” dur. Yusuf-19. ayette kuyuya atılan Yusuf da henüz küçük bir oğlan çocuğuydu. O kadar küçüktü ki 21. ayette köle değil evlat edinilmesinden bahsedilmektedir. Cennet ayetlerinde yer alan gılman, küçük yaşta vefat etmiş erkek çocuklarıdır. Peki kafir kimselerin küçük yaşta vefat etmiş erkek çocukları da cennet halkından mı? Onlar da cennet halkından olacak. Çünkü müminlerin küçük yaşta vefat etmiş çocukların cennet halkından olmasının nedeni, anne ve babalarının mümin olması değil, kendilerinin henüz sorguya muhatap olmamış olmamalarıdır. Kafirlerin küçük çocukları için aksi iddia edilemez. Bu durumda bu küçük çocuklar, kafir anne ve babalarının günahını yüklenmiş olurdu. Bu ise hem yaşları itibarı ile mümkün değildir hem de günah Kur’anda şahsidir, kimse kimsenin günahını yüklenemez.
[5] Ayet metninde “künne” yazar. Kocası “senin tuzağın” değil aksine “sizin tuzağınız” demiş. O halde Yusuf’a kurulan tuzakta kadın tek başına değildi.
[6] Ayet metninde eril zamir kullanıldığı için kastedilen kadın değil olayın unutulmasıdır.
[7] Kendi karısı.
[8] Ayet metninde “mekr” yazar. En bilinen anlamı “tuzak”tır. Belki de kadınların amacı sadece dedikodu değil, onu sıkıştırmak ve itibarsızlaştırmak için bu olayı fırsata çevirerek kullanmak olduğu için “mekr” kelimesi kullanılmıştır.
[9] Kadın, hala Yusuf’tan vazgeçmemiş bunu açıkça da beyan etmiştir.
[10] Kur’an uyku sırasında görülen bilinçaltı imgeler, karışık hayaller veya bazen kafa karıştırıcı veya şeytani rüyalar için “ahlam” derken; daha özel ve genellikle ilahi, anlamlı, gerçek mesajlar içeren, Allah’tan gelen bir işaret, vahiy veya rehberlik olarak kabul edilenler için “rüya” kelimesini kullanır.
[11] Kişi, Yusuf’un yanına yani zindana gönderilmesini talep eder.
[12] Bahsedilen rasul, hükümdarın Yusuf’a gönderdiği ulaktır, Allah rasulu değil. Bu nedenle ayetlerin bağlamına dikkat etmek elzemdir.
[13] O dönemde hükümdarlara efendi anlamında “rab” denirdi. Kastedilen rab, ulağı gönderen hükümdardır.
[14] Yusuf’un kastettiği “Rab” ise Allahtır.
[15] Yusuf, azizin hanımına hilesini itiraf ettirerek masumiyetini tekrar gündeme getirmiştir.
[16] Tahıl almak için ödedikleri bedel.
[17] Vekil; sahip, otorite, koruyucu, yardımcı ve şahit anlamlarına da sahiptir. Şahit anlamında kullanıldığı ayettir.
[18] Kervan henüz yola çıkmışken Yakup, evde olanlara Yusuf’un kokusunu almaktan bahseder. Bu nedenler kendisi şaşkınlıkla suçlanır.
[19] Ayet metninde “hu” yazar ve Allah’ı kasteder. Ayette sadece “secde” değil “secdeye kapanmak” yazılıdır. Kaldı ki hem Yusuf hem de Yakup birer nebidir ve Allah dışında kimseye secdeye kapanmayacakları şuur ve inancına sahiptirler.
[20] Ayet metninde yazılı olan “musaddikan li” kelimesinin anlamı “yerine gelen” demektir. Teknik bir detaydır. İlgilenenler web sayfamdaki ilgili yazıyı okuyabilir.