1-2-3-4-5-6-7: Ard arda gönderilenlere, estikçe şiddetli esenlere, yaydıkça yayanlara, ayırdıkça ayıranlara, öğüt verenlere, uyaranlara veya arındıranlara yemin olsun, size vaad edilen gerçekleşecektir.
8-9-10-11-12-13-14: Yıldızların karartılacağı, göğün yarılacağı, dağların toz haline getirileceği, rasullere belli bir süre verileceği[1] an, hangi güne ertelenmiştir? Ayrışma gününe. Ayrışma gününün ne olduğunu sen bilir misin?
15: O gün, yalanlayanlara yazık.
16-17-18: Öncekileri helak etmedik mi? Sonrakileri, onların ardına takacağız. Biz, suçlulara böyle yaparız.
19: O gün, yalanlayanlara yazık.
20-21-22: Sizi dayanıksız bir su ile yaratmadık mı? Sonra o suyu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik.
23: Sonra biçimlendirdik. Biz ne güzel biçim veririz.
24: O gün, yalanlayanlara yazık.
25-26: Biz yeryüzünü dirilerin ve ölülerin bir araya getirildiği yer yapmadık mı?
27: Yeryüzünde yüksek, kök salmış[2] dağlar yaratmadık mı? Size tatlı su içirmedik mi?
28: O gün, yalanlayanlara yazık.
29: Kendisini yalanladığınız şeye doğru gidin.
30-31: Üç kollu, ne gölgelendiren ne de ateşten koruyan gölgede yürüyün.
32: Ateş, kütük gibi kıvılcım savurur.
33: Doğrusu o kıvılcım, sarı halat gibidir.
34: O gün, yalanlayanlara yazık.
35-36: Bu, onların ne konuşacakları ne de özür dileme isteklerine izin verileceği gündür.
37: O gün, yalanlayanlara yazık.
38: Bu ayrışma günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya getireceğiz.
39: Eğer bir hileniz varsa, bana hile yapın.
40: O gün, yalanlayanlara yazık.
41-42: Sakınanlar, arzu ettikleri meyveler, pınarlar ve gölgeler arasındadır.
43: Yaptıklarınıza karşılık keyifle yiyin ve için.
44: Biz, güzel davrananları böyle ödüllendireceğiz.
45: O gün, yalanlayanlara yazık.
46: Yiyin ve biraz keyfini sürün. Doğrusu siz günahkarsınız.
47: O gün, yalanlayanlara yazık.
48: Onlara boyun eğin dendiği zaman, boyun eğmezler.
49: O gün, yalanlayanlara yazık.
50: Onlar bundan sonra, hangi hadise inanacaklar?
[1] Rasuller şahitlik için getirilecek ve onlara şahitlik için belli bir süre verilecek. Nahl-89: “Her ümmet ile ilgili içlerinden bir şahit çıkaracağımız gün, seni de onlar için şahit olarak getireceğiz.”
[2] Genel olarak, dağ ne kadar yüksekse, kökler o kadar aşağıya doğru uzanır. Yani dağların yeraltında kökleri vardır. Bu ilkeye izostazi ilkesi denir.