093: DUHA

1-2: Kuşluk vaktine, karanlığı çöktüğü zaman geceye yemin ederim.

3: Rabbin seni ne terk etti ne de darıldı.

4: Senin için son[1] ilkten[2] daha hayırlıdır.

5: Rabbin sana bağışlayacak, sen de razı olacaksın.

6: Seni yetimken alıp barındırmadı mı?

7: Seni şaşkınken[3] alıp sonra hidayet vermedi mi?

8: Seni geçim sıkıntısındayken alıp sonra zengin etmedi mi?

9: O halde yetime boyun eğdirme.

10: İsteyen kimseyi tersleme.

11: Rabbinin nimetini[4] ise anlat.

 

[1] Ahiret; sonraki yani ahiret yaşamıdır.

[2] Evvel; ilk yani dünya yaşamıdır.

[3] Ayet metnindeki “dalle” kelimesi her zaman sapkın anlamına gelmez. Bu da Kur’anda eş sesli kelimelere örnek kelimelerden biridir. Örneğin Şuara-70-71. ayetlerden İbrahim’in babasının putperest olduğunu öğrendiğimiz için Şuara-86: “Babamı da bağışla. Çünkü o sapkınlardandı.” ayetteki “dalle” fiilinin “sapkın” anlamında kullanıldığını görürüz. Fakat Yusuf-94. ayette Yakup nebinin, oğlu Yusuf’un yaşadığını hissetmesi üzerine diğer oğullarının Yusuf-95: “Onlar da “Allah’a yemin olsun, sen eski şaşkınlık içindesin.” dediklerini fakat bunun sapkınlık değil “şaşkınlık” anlamında kullanıldığını görürüz. Zaten bir nebinin sapkınlık içine düşmesi imkansızdır. Kur’andan nebi olacak kimselerin misyonlarından önce de içinde bulundukları toplum gibi olmadıklarını öğrendiğimiz için Muhammed nebinin önceki yaşamı için sapkınlık anlamı verilemez. Sapkınlardan olmuş olsaydı zaten böyle bir göreve seçilmesi mümkün olmazdı. Musa nebi örneğini hatırlatacak olanlara gelince; o bilerek değil kaza ile bir insanın ölümüne sebep olmuştu. İki durum arasındaki farkı görmemek ciddi muhakeme hatası ve yanlış anlamaya sebep olur.

[4] “Nimet” kelimesinin; Maide-3, Bakara-211, Zuhruf-59, Fatiha-6-7. ayetlerle sabit bir anlamı da “vahiy”dir.